Reklam
Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

Ekonomi Gazetecisi/ Programcı/ Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Yumurta kapıya gelince...

11 Eylül 2020 - 09:07

Reel sektör Eylül ayıyla birlikte ödemeler problemini kapısında buldu. Gerek ertelenen alacaklar, gerekse 6 ay ödemesiz verilen kredilerin, mevcut yükümlülükler ve borç ödemelerle birleşmesiyle sıkıntı baş gösterdi.

İşin içine bir de yurtdışı borçların ödenmesi ve alacak zincirinin kırıldığı gerçeği eklenince, buna iş hacmindeki darlık ve ağırlaşan istihdam yükleri de binince işin içinden çıkamıyorlar. Bu fotoğraf içerisinde de yapılanma istiyorlar.

Gerek ödenebilir taksitlerle yeni bir olanak sunulmasını, gerekse de alacakların ertelenmesini talep ediyorlar. Aynı durum esnaf için de farklı değil. TESK Başkanı, her gün çıkıp yeni bir talepte bulunuyor.

Bu bir realite ve gerçekten reel sektör zor durumda. Benzer bir yapıyı tüketicide görmek mümkün. Ticaret Bakanlığı’nda gerçekleşen Tüketici Konseyi’nde TÜKODER Başkan Yardımcısı metrelerce rulo kağıda tam bin kez aynı şeyi yazarak durumu ortaya koydu: “Tüketici tükendi.”

Yani daha önce de belirttiğim gibi artık ertelenmiş taleplere, tüketicinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere harekete geçmesine güvenerek yapılacak bir iş kalmadı. Tekrar reel sektöre dönersek, çıkış ve talep yerinde olsa da anlayamadığım bir gerçek var.

Bütün bu sorun pandemiyle ortaya çıkmadı ki... Daha öncesinde yaşadığımız iflas ertelemeler, korkordatolar engellenirken, yasaklanırken, bunların yaratacağı olumsuz hava dile getirildi de; kimsenin aklına ‘ niye bunlar yaşanıyor’ sorusunu sormak gelmedi.

Hatta aksine o süreçte de, virüs döneminde de, reel sektörü temsil eden STK’lar, birlikler, odalar yapılanlara alkış tuttu. İhtiyacı sahip çıkılmak olan bir reel sektöre, borç para vermekten ve alacağı kısa bir süre ertelemekten başka bir şey vaat etmeyen ekonomi yönetiminin söylemlerine, yaptıklarına itiraz edilmedi.

Oysa o gün de yazdığım gibi, bugünün geleceği belliydi. Bence reel sektörü temsil edenler nezdinde en büyük problem bu. Hangi gerekçeyle yaparlarsa yapsınlar; günü birlik açılımlara koşulsuz destek verip, daha kalıcı çözümler talep etmiyorlar.

Bunun neticesinde de yaşanılması hiç de sürpriz olmayan sorunlar kronikleşip, telafi edilemez noktaya geldiğinde de ‘aman’ diyorlar. Yani, yumurta kapıya gelmeden gerçekleri dile getirmeyip, geldikten sonra da sadece öteleme telafisine razı oluyorlar.

Fakat bu durum sorunu yarın yaşanır kılmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. Neden konuşamıyorlar; neden gerçek fikirlerini söylemiyorlar bilemem. Bunun çok farklı sebepleri olduğunu hepimiz biliyoruz.

Lakin bir gerçek var ki; gerçekleri dile getirip, kalıcı çözümler için kalıcı yapılanmalar talep etmedikleri sürece, hep bağımlı ve isteyen pozisyonda kalacaklar. Reel sektör, Çarkıfelek yarışmasına katılmış kişiler gibi ‘Yardım edin Mehmet Ali Bey’ formatından çıkmak zorunda.

[email protected]
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum