Reklam
Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

Ekonomi Gazetecisi/ Programcı/ Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Dört kişiden biri kim?

18 Eylül 2020 - 07:05

Ülkede vatandaşın ekonomik durumu malum. Aslında bunu bilmek için araştırmalar yapmaya, raporları takip etmeye gerek bile yok. Gerçekten sokağa çıkan, insanlarla sohbet eden, onları dinleyen, altını çiziyorum dinleyen herkes durumu net bir biçimde görebilir.

Dinleyen diyorum çünkü, bizim siyasetçilerimiz de, gazetecilerimiz de ya konuşuyor ya vaat veriyor ya da savunma yapıp, salt durumdan bahsediyor. Oysa gerçekten dinlediğinizde ne derece büyük bir fakirlik yaşandığını, insanların öyle uluslararası politika falan takip etmeye mecallerinin olmadığını göreceksiniz.

Zira bir yandan günlük nafakalarını çıkaramamanın sıkıntısı içindeler, bir yandan da aybaşı geldiğinde yapacakları ödemeleri, borç taksitlerini yatırmanın derdinde ya da faturalarını nasıl karşılayacaklarının telaşında.

Yine de araştırmaların ne dediğini önemli. Çünkü bu saptamalar, meseleyi şahsi kanaatin ötesine geçiriyor. Mesela Metropoll Araştırma Şirketi’nin son çalışması bize gösteriyor ki; toplumun yüzde 63,4’ünün yaşam koşulları kötüleşti.

AKP seçmeninin bile yüzde 46,2’si durumunun kötüleştiğini ifade ediyorsa, varın gerisini siz düşünün. Aslında bu gerçek, Bakan Albayrak’ın gerçekten güven vermeyen açıklamalarının su yüzüne çıkardığı da bir algı.

Zira eskiden günlük koşuşturma içinde, biraz da siyasi motivasyonla gözü boyanabilen kesim, artık dönüp kendi durumuna bakmaya başladı. Yine bir diğer araştırma TÜİK tarafından sunulan bulgular üzerinden önümüze geliyor.

TÜİK’e, yani o her şeye iyimser ya da iktidar gözüyle baktığı konusunda hemen hemen herkesin hemfikir olduğu kurumun bulgusuna göre bile son bir yılda Türkiye’deki yoksul sayısı 550 bin kişi arttı.

Elbette yoksulluk tanımını nasıl yapacağız? Borcu olup, borcunu nasıl ödeyeceğini bilmeyenler, bence yoksullardan daha büyük alarm veren kesim. TÜİK’in gelir araştırmasına göre durum çok parlak değil.

11 milyon 641 bin yoksulun olduğu, nüfusa oranının yüzde 14,4’e ulaştığı bir manzara içinde, nüfusun içinde taksit ve borç ödemesi olanların oranı da yüzde 71,1’e yükseldi. Sadece 10 sene önce bu oran, araştırmaya göre yüzde 59,4’tü.

Ayrıca bunun da çok yüksek bir miktar olduğunu, düşen alım gücü, artan işsizlik, enflasyon karşısında eriyen gelirleri dikkate aldığınızda sanıyorum anlamak daha da kolaylaşıyor. Fakat bu araştırmada ciddi bir borçluluk ve fakirlik saptaması paylaşılırken, ben başka bir şeyi merak ettim.

Çünkü bu ülkenin insanlarının fakirleştiği, geçinemediği ve borç içinde kıvrandığı malumun ilanı. Buna ilave olarak TÜİK’in kızdırmama esaslı istatistiklerini de dikkate aldığınızda zaten durumun çok daha fena olduğu açığa çıkıyor.

Peki merak ettiğim ne? Bu araştırmaya göre her 4 kişiden 3’ü borçlu durumda. Zaten araştırmanın medyaya yansıması da bu başlıkla oldu. Fakirleri ve geçinemeyenleri bulmak kolay. Zira hep beraber yaşıyoruz.

O geri kalan 4 kişiden 1’i kim? Nasıl borçlu değiller ve hangi kriterlerle gelir elde ediyorlar? Burada dikkatinizi çekerim gelir grubu ayrımı yapmıyorum. Keza fabrikatöründen işçisine, hatta işsizinden esnafına kadar herkesin borçlu olduğunu ve sıkıntı yaşadığını şahitliklerimizle biliyoruz.

O zaman tekrar soruyorum: O dört kişiden biri kim? Topluca batan bir ülke fotoğrafı içerisinde, nasıl bir mucize yaratmışlar ki, borçsuz ve rahatlar? Bunun için yardım almışlar mı? Aşırı ve birdenbire zenginleşmeleri söz konusu mu?

Bence açıklanan araştırmanın bu bölümü MASAK’ı ilgilendiriyor. Kaçan 500 milyar doların peşine düşülmesi güzel. Gerçi araştırma kapsamına nedense Katar gibi ülkeler alınmamış ama olsun. Yapılan sorgulamalara muhatap ülkeler cevap verir mi, vermez mi bilemem.

Ama ben size daha kolay bir oyun alanı öneriyorum. Bulsanıza şu dört kişiden birini...

[email protected]
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum