Müstehlikin Himayesinden, Tüketici Konfederasyonu'na Doğru

Müstehlikin Himayesinden, Tüketici Konfederasyonu’na Doğru / Sinan Vargı -Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Vekili , Gıda ve Sağlık Komisyonu Başkanı

Müstehlikin Himayesinden, Tüketici Konfederasyonu'na Doğru
14 Eylül 2020 - 14:37 - Güncelleme: 14 Eylül 2020 - 14:46

Geçtiğimiz hafta Ticaret Bakanlığının düzenlediği 24.Tüketici Konseyi yapıldı. Konsey’in ilk toplantısına 24 yıl önce de katılan bir delege olarak, tüketici derneklerinin birçoğunun artık üst örgütlenmeye verdiği önem doğrultusunda Tüketici Konfederasyonu’na doğru sağlam güçlü ilerlendiğini görmek beni gerçekten mutlu etti.
 
Başta kısa adı TÜDEF olan Tüketici Dernekleri Federasyonu, Tüketici Birliği Federasyonu ve kısa adı TÜÇEDEF olan Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonları Genel Başkanları, 2018 yılından beri düzenli olarak bir araya gelerek, Konfederasyonunun girişimini güçlendirecek ortak açıklamalar yaptılar. Başta tüketicinin korunması kavramına büyük darbe getiren “arabuluculuk” uygulaması olmak üzere ekonomik sorunlar ve pandemide yaşanan tüketici sorunları hakkında ortak açıklamalar da bulundular.
 
Tüketici Federasyonları tarafından kurulacak olan Konfederasyon Girişimi, yaklaşık 1990 ların başından beri bağımsız çalışan tüketici hareketini bir üst örgütlenme konusunda yeni bir anlayışa yöneltti. Konfederasyon ve birliktelik birçok tüketici derneği tarafından olduğu kadar başta Tüketici Hareketinin kurumsal olarak ilişkide bulunduğu Ticaret, Sanayi, Tarım ve Sağlık Bakanlıklarında da takdirle karşılandı.
 
24.Tüketici Konseyi, bu birlikteliği pekiştiren bir havada geçti. Konseyde en önemli konu aldatıcı reklamları denetleyen Reklam Kurulu için Tüketici Temsilcisinin seçimi idi. Tüketici örgütlerinin birçoğundan oy alan Konfederasyona bağlı federasyonların temsilcilerinin birer yıl ara ile Reklam Kurulunda görev yapmaları konsey delegelerinin çoğunluğu tarafından uygun görüldü.
 
Türkiye’de Tüketicinin Korunması konusunda yeni oluşacak olan Konfederasyon’un öncelikle tüketici hareketinin birlik ve beraberliğini arttıracağını, çeşitli federasyon üyesi derneklerin birbirleri ile daha yakın bir işbirliği geliştireceğini ve ortak eğitim çalışmaları ortak projelerde buluşacağı açıktır.
 
Tüketici Konfederasyonu artık şubeler, dernekler federasyonlar için ortak Avrupa Birliği projelerinin ele alınacağı bir yapıda çalışabilmek için aylardan beri bu konuda sıkı bir eğitimden geçmekte ve proje bazında çalışmalar konusunda uzmanlar tarafından bilgilendirilmektedir.
 
Naçizane olarak, Tüketici Konfederasyonu bünyesinde bir Tüketici Enstitüsünün kurulmasının bilimsel araştırmaların federasyon temsilcileri ve bilim insanlarımız tarafından ortaklaşa ele alınmasının çok daha yararlı olacağına inanıyorum. Bilahare elde edilen bilgiler bütün derneklerin bilgisine sunularak, Anadolu’nun dört bir yanında basın bülteni haline getirilecek her derneğin kendine ait bir açıklaması ile kamuoyu ile paylaşılacaktır.
 
Tüketici Enstitüsü, başta tarım, gıda güvenliği, enerji, çevre ve diğerleri gibi konularda, tüketici hareketine yakın bu konuda gerçekten özveri ile çalışacak bilim insanları ile birlikte oluşacak bir çalışma grubu ile raporlarını hazırlayacaktır. Bilim insanlarımızın hazırladığı raporların kamuoyu ve ilgili resmi kurumlar ile paylaşımında daha ciddi karşılanacağı açıktır. Tüketicilere bugüne kadar birçok alan bilgi kirliği içeren gündelik açıklamalarla gıda güvenliği ve diğer konularda bilgiler verilmekte, bir bilim insanının dediği bir diğerini tutmamaktadır. Tuz, şeker, yağ konusunda bile değişik görüşlerden sonra korona da bile maskeye gerek yok diyen bilim insanları sonradan görüşlerini değiştirmişlerdir.
 
Tüketici Konfederasyonu açısından bana göre en sevinç verici haber, bu yıl yapılan 24. Tüketici Konseyinde Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürümüz, Ahmet Erdal, Daire Başkanımız Yakup Güzel ve Ticaret Uzmanımız Kutlu Köycü tarafından anlatılan iki AB projesi konusunda olmuştur.  Bunlardan birincisi Tüketici Örgütlerinin proje karşılığında Ticaret Bakanlığı koordinasyonun da çeşitli projeleri geliştirebileceği bir diğeri ise Reklam Kurulunun kurumsal kapasitesinin arttırılması ve güçlendirilmesi ile ilgili olmuştur. Her iki projede de Konfederasyon Bileşenlerinin görev alması, tüketici derneklerinin ortak araştırmalar yapması, ortak eğitimler yapması konusunda da imkanlar doğmuştur.  Kuşkusuz bu projeler kapsamında Tüketici Enstitüsünün de ele alınması planlanabilir.
 
Ülkemizde, tüketici hareketinin yıllardır en önemli sorunu, örgütlenme sorunudur.  Tüketici Dernekleri üyeleri tarafından üye aidatları ile finanse edildiği için, öncelikle üye sayısının arttırılması ve bu üyelerin de aidatlarını ödemeleri dernekler için yaşamsal bir önem taşımaktadır.  Derneklerimizin kira, personel ve diğer zorunlu giderlerinin karşılanması bu üye aidatları üzerinden olmaktadır. Bu aidatlar ödenmediği takdirde, giderler dernek yönetimlerinin kişisel özverileri ile karşılanmaktadır. Bu bakımdan hakem heyetlerinden alınan birkaç liralık oturum ücretleri aslında bu dernek ve şubelerin giderleri için kullanılmakta, gelir olmadığında ise eğitim ve örgütlenme faaliyetleri de aksamaktadır.
 
Tüketici eğitimi ve bunun sürekli olması, tüketici dernekleri için örgütlenme faaliyetlerine açılan bir kapıdır. Yalnızca “Gelin Derneğimize Üye Olun, Güçlü Tüketici Örgütlü Tüketicidir” gibi sloganlar ne yazık ki artık fazla geçerli olamamaktadır. Tüketicileri derneğe üye yapmak için onları önce tüketici hakları, özellikle gıda ve enerji gibi konularda bilgilendirmek gerekmektedir. Eğitimleri verecek eğiticilerin eğitiminde ise konuların seçimi, anlatım tarzı ve kullanılacak görsel materyalin hazırlanması önemlidir. Hep aynı insanların hep aynı ses tonu ve hep aynı bilgilerle konuşması, kanun ve yönetmeliklerden fazla bahsetmek ve gerçekten can sıkıcı olabilmekte ve bir kez daha tüketicinin eğitime katılması konusunda isteksizliğine yol açmaktadır. Her bir tüketiciye söz verilip onların çalışma gruplarında bir şeyler üretmesi sağlanmalı, üyeliklerinden sonra yeni tüketici liderlerinin yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Özellikle gençlerin tüketici derneklerine katılımı sağlanmalı, tüketici derneklerindeki yaş ortalaması gençleştirilmelidir.
 
Yıllardan beri biriken bu tür sorunların tespiti açısından Ticaret Bakanlığı ve AB tarafından gerçekleştiren 2019 yılında aralarında tüketici örgütlerinin de yer aldığı Tüketici Örgütleri Eğitim İhtiyaç Araştırması yayımlandı. Araştırma sonucunda ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi neticesinde; tüketici derneklerinin özellikle kendi faaliyet alanlarına yönelik yasal düzenlemeler, finansal yönetim ve proje hazırlama alanlarında eğitim almalarının faydalı olacağı belirlenmiştir.
 
Bu bulguların yeniden ele alınması, ilgili proje kapsamında bu sorunlara çareler aranması Konfederasyon düzeyinde ele alınması gereken konular arasında olmalıdır inancındayız. Bu araştırma sonuçları yıllardan beri aslında bilinen ve biriken sorunların çözümü derneklerin geliştirilmesi açısından önemlidir. Gelin bu sorunlara bir kez daha bakalım.
 
“Elde edilen bulgular neticesinde; tüketicinin korunması ve güçlendirmesine yönelik STK’larda; “sosyal medya yönetimi”, “etkili iletişim”, ”takım çalışması” konuları eğitim talepleri içerisinde ilk üç sırada yer alırken, ”fon bulma”, “kurumsal gelişim sürdürülebilirlik prensipleri”, “ileri bilişim becerileri”,”problem durum analizleri”,” temel bilişim becerileri”, “stratejik planlama”, “dernekler ile ilgili yasal düzenlemeler”,”proje geliştirme ve yönetimi” eğitimleri de öncelikli olarak tercih edilen eğitimler olmuşlardır. Tüketicinin korunması güçlendirilmesine yönelik STK’ların, %20’sinin farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’ların ise %43’ünün herhangi bir yayın organı bulunmamaktadır. Tüketici STK’lar yayınlarını %36 oranında, farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’lar ise %34 oranında sosyal medya üzerinden gerçekleştirmektedir.”
 
Tüketici eğitimleri konusunda ise, araştırma sonuçları şu şekildedir.
 
“STK’ların gerçekleştirdiği çeşitli faaliyetlere katılmama nedenleri içerisinde farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’lar için %26 oranıyla “üyelerin duyarsızlığı” ilk sırada yer alırken, tüketicinin korunması güçlendirilmesine yönelik STK’lar “üyelerin kuruluşunuzun amacı dışında kalan beklentilerinin karşılanamıyor olması” %27’lik bir oranla ilk sırada yer almaktadır. Her iki STK grubunda da “zaman ayıramama”, “üyelerin sivil toplum kuruluşlarına olan ilgilerinin yıllar içerisinde azalmış olması”, ücretli faaliyetlere üyelerin ücret ödeme isteksizlikleri” maddeleri ikinci, üçüncü, dördüncü maddeler olarak yaklaşık eşit oranlarla ilk sırada ifade edilen maddeleri takip etmektedir.”
 
“Tüketicinin korunması güçlendirilmesine yönelik STK’ların %55’inde farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’ların ise %64’ünde, ulusal/uluslararası bir kuruluş ile iş birliği gerçekleştirmemiştir. Bu durum STK’ların mali kaynak bulabilme imkanlarını da olumsuz yönde etkilemektedir.”
 
Tüketici Konfederasyonumuzun kurulduktan sonra yapacağı en önemli işlerden birinin de Consumer İnternational, ve Avrupa Birliği’nin ilgili tüketici kuruluşları ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki tüketici örgütleri ile işbirliğinin geliştirilmesi olmalıdır. Tek tek yürütülen ilişkiler yerine konfederasyon bileşenleri adına ilişkilerin yürütülmesi ve bileşenlerin bilgilendirilmesi daha verimli olacaktır.
 
Tüketici Konfederasyonu, federasyonlardan oluşan bir üst örgütleme, ülkemizde sendikalar ve diğer derneklerde bu tür bir dikey örgütlenme konfederasyonlar kuruyorlar. Bu bağlamda, ülkemizde tüketici derneklerinin federasyonlar kurması, veya kurulu federasyonlara katılarak bu üst örgütlenme içinde olmaları çok önemli. Bu açıdan kurucu federasyon başkanlarının açıkladığı gibi kapı bütün federasyonlara ve federasyonlarda örgütlenecek derneklere açık..Yeter ki eski adetlerimizi bir tarafa bırakıp şahsını ve kendi örgütünü ön plana çıkartıp tartışmalar çıkarmak yerine biz olmayı ve konfederasyon seviyesinde düşünmeyi başaralım.
 
Tüketicinin Korunması konusunda 1977 yılında Ankara ve Civarı Tüketim Kooperatifleri Birliğinde başlayan yolculuğum 24.Tüketici Konseyi ile birlikte 43. Yılını doldurdu. Bu süreçte Eskişehir Tüketici ve Danışma Bürosunu 1983’te kurduk.  Büro adeta geniş bir hakem heyeti gibi kentte bulunan bütün resmi ve meslek örgütlerini bünyesine alarak binlerce tüketici şikayetini çözdü. Bu dönemde Consumers İnternational adlı kuruluşun Türkiye Temsilciliği görevini de yürüttüm. Bilahare Tüketici Hakları Derneği kurucu üyeliği, Tükoder’in kuruluşu sırasında Sayın Ayşe Akman ile yaptığımız ortak çalışmalar, Eskişehir ve Bursa derneklerinin kuruluşu gibi birçok eylemde görev yaptım. Tüketici Konseyi başkanlıkları ve 15 yıla yakın Reklam Kurulu üyeliği sonrası TÜDEF’te Adana Tüketici Derneği adına görev aldım. Halen Genel Başkan Vekili olarak bu görevi sürdürüyorum.
 
Tüketici Konfederasyonu benim için çok önemli, Müstehlikin Himayesi deyiminden tüketicinin korunmasına gelen bir uzman olarak, tüketiciyi koruyan hiçbir yasanın olmadığı tüketici derneklerinin adının bile olmadığı bir dönem. “Tüketici Serbest piyasa ekonomisi içinde korunur yasaya gerek yok” diyen bir Başbakan ve 12 Eylül sonrasında televizyonda bilgi yarışması kazandı diye tüketici kanunun hazırlatılan bir eleman... Ve on yıl sonra bilahare Bakanlık’ta Sayın İsmail Hakkı Karakelle ve birkaç uzmanla birlikte birkaç arkadaşımızla tüketici yasasının taslaklarının hazırlandığı bir dönem. Hepsi geçti bitti… Bu süreçte ve daha sonra “ben yaptım, biz yaptık, bu benim örgütüm” sözlerini çok duysam da artık bütün bunların geçtiğine ve önemli olanın kişiler değil biz olduğuna inanıyorum. Bu açıdan şubeler, dernekler, federasyonlar ve en önemli olan konfederasyonu geliştirmek ve yaşatmak. Hiçbir yasanın olmadığı, hiçbir tüketici derneğinin olmadığı bir ortamda işe başlayınca Konfederasyon bana çok önemli geliyor.

http://www.zafergazetesi.org/yazar/Mustehlikin-Himayesinden-Tuketici-Konfederasyonu-na-Dogru/2242


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum